Belediye çalışıyoruz diye dursun İstanbul’ da bir şeylerin değiştiği kesin. Örneğin metrobüs şöförlerinin davranışlarını görüyorum ve insanlara kendisini hayvan gibi hissettiriyorlar. Bunun yanında iyi olanları da var tabi. Ancak hitap şekilleri çok kötü. Bunun yanında bir de devlet memuru sıfatının arkasına saklanmazlar mı? Kendimi köprülerden atasım geliyor bu gibi durumlarda. Tabi kendimizi frenlemek lazım. Gelin metrobüs ile ilgili olarak size bir maceramı anlatayım ve beyaz masada nasıl sonuçlandığına bakalım.
Tarihini tam olarak hatırlamadığım bir gün saat 11:30 gibi Kadıköy Söğütlü Çeşme durağından metrobüse bindim. Mecidiyeköy’ e kadar geldim. Ancak dalgınlıktan dolayı aktarma yapmayı unuttum. Neyse dedim Edirne Kapı var orda yaparım. Edirne Kapı durağına geldim saat olmuş 00:00 yani gece yarısı. Gişede çalışan memur yeni yeni yerinden ayrılırken metrobüs durağına gelen kişilerin hepsi de akpil basarak durağa geldiler. Daha sonra gişede çalışan memur gitti. Buraya kadar herşey normal. Şimdi gelin asıl curcunanın başladığı yere…
Gişecinin ayrılmasından sonra bir metrobüs geldi ve herkes metrobüsün orta ve arka kapılarının açılmasını beklerken şöför sadece ön kapıyı açtı ve herkesin akpil basmasını istedi. Saydım tam 7 tane koyun ikinci kez akpil bastılar. Koyun diyorum çünkü adamları gütmek için bir çoban gerekli. Adamlardan biriside çıkıp demiyor ki ” kardeşim biz sen gelmeden hemen önce akpil bastık zaten neden bir daha basıyoruz” tabi bu soruyu sormak bana kaldı. Sıra bana geldiğinde süratıma tuhaf şekilde bakan şöföre neden akpil bastırdığını söyledim. Adam belirli bir saat gelince akpil basıldığını belirtti. İyi güzel de sen gelmeden 3 dakika önce gişeci buradaydı. Herks ikinci kere akpil basmak zorunda kalıyor o zaman dedim. Adam anlamıyor. İlla akpil basılmalıymış. Neyse zaten kalabalıktı ve binmedik. Ancak benle birlikte herkes adama tepki verdi ve şöför oradan ayrıldı. Daha sonrasında Edirna Kapı durağınde beklerken bir yazı gözüme ilişti. Yazıda ” saat 01:00 ‘ den sonra aktarmalar geçersizdir” yazıyordu. İşte tepemin attığı an bu yazıyı gördüğüm andır.
Kendi kendime bu adamların bu yazıdan haberi yokmu dedim acaba. Daha sonra 34A metrobüslerinden birisi geldi ve bende birisinden bilgi alma ihtiyacı duyduğum için yolcular inince atladım aracın içine. Ben inmeden önce araçta haraket etmediği için beklemek zorunda kaldı. Başladım soru yağmuruna. Şöföre durumu anlattım. Şaşırdı ve hangi araç bunu yaptı dedi. Biraz önce giden araç dedim. Böyle bir şeyin olmaması gerekiyordu dedi ve adam anlayışlı birisi olduğu içinde pek birşey söyleyemedim. Peki bu şöförleri şikayet edebileceğim bir yer var mı dedim. Metrobüslerin arkasında yazıyor dedi. Telefonu çıkardım ve siz söyleyiniz dedim. Tekrar araçların arkasında yazıyor dedi. Anladığım kadarı ile bilmiyordu. Yüzü kızarmaya başladı. Daha sonra kafamı metrobüsten dışarı çıkardım ve baktım ki metrobüsler benim bulunduğum metrobüsün gitmesini bekliyorlar. Bunun üzerine bende araçtan inerek gitmesine izin verdim. Diğer gelen metrobüslerin hiç birisi ise akpil bastırmadılar bile. Yani aslında hata benim tartıştığım metrobüs şöföründe. Ancak şöyle bir şey var. Bit metrobüs şöförünün 130 TL maaş aldığını var sayarsak. Bunun 50 TL’ sini müşteriye hizmet verdiği için, 50 TL’ sini o direksiyonu kullandığı için ve diğer 30 TL ücreti de metrobüsün arkadasında yazan yazıyı bilmesi gerektiği için alıyor.
Sabah oldu ve ben yine metrobüs durağına geldim. İlk işim metrobüslerin arkalarında ki ücretsiz İETT danışma hattı telefonlarını aramak oldu. Peki sonuç ne oldu dersiniz? AVEA hattımdan şöyle bir cümle duydum ” sayın abonemiz aradığınız numaraya ait bir telefon hattı bulunmamaktadır. Lütfen kontrol ediniz” gibi birşeyler işte. Nasıl yani? Neyse dedim herhalde bir yanlışlık var. Daha sonra hattan sorumlu olan kişiyi buldum ve kendisine İETT ücretsiz danışma hatlarının çalışmadığını o şekilde bir numaranın olmadığı uyarısını aldığımı söyledim. Harika bir cevap geldi “koskoca devlet yalan mı söylüyor?” dedi. Güler misin, ağlar mısın? Hemen gözlerinin önünde aradım ve kendilerine dinletmeye çalıştım ama kendisi o kadar yoğun ki dinlemeye bile tenezül etmedi. Telefonun bozuktur dedi. Ya olur da bu kadar mı olur be kardeşim. Adam nerdeyse beni suçlu çıkaracak. Üstüne üstlük biz daha hiç bir şikayet bile almadık bu hattan demez mi? Bende film koptu tabi. Hatlar çalışmıyor ki neyine alıcaksın dedim. Telefonun bozuktur diyor. O zaman sen ara dedim. Aramadı tabi ki insan kendisini kötüler mi?
Neyse oradan bir sonuç alamayacağım kesindi. Bende ayrıldım oradan ve dar olan zamanımdan bir vakit ayırarak beyaz masaya gitmeye karar verdim. Kadıköye gittim ve beyaz masada şikayetimi dile getirdim. Kendileri bana geri telefon ile dönüleceğini söyledi. Sizce döndüler mi? Tabi ki hayır. Bizim devlet çalışanlarımız işlerini yapmazlar kötü olan taraf ise devlet olur. Arkasına devlet memuru sıfatını alan adamda bir değişiklik görüyorum. Sanki ayrı dünyaların adamı oluyorlar. Adamı kırtlaklayasım geliyor işte o tipleri ama neyse. Sakin olmak lazım.
Aslında benim neden kızdığımı size anlatayım. Saat 11:30′ da bindiğim metrobüse saat 12:00′ ye gelince aktarma yerinde tekrardan para ödüyorum. E iyi de ben zaten o hat üzerinde yolculuk yapan bir yolcuyum. Aktarma yaparken ücrette alınmadığına göre diğerleri ile beni nasıl ayıracaklar?
Hepsini es geçtim. Bu gün ise ( 27 Eylül 2009 ) tam bir skandala şahit oldum. Metrobüse bindim ve her zaman ki gibi konuşmasını bilmeyen, insanlara nasıl hitab edileceğini bilemeyen bir şöför koltukta oturuyor. En ufak bir şeyde herkesi kalaylayan bir konuşma tarzı da cabası. Adama birşeyler söylememek için kendimi zor tuttum. Yolculardan birisi kapının açılmadığını görünce “kapıyı acarmısınız kaptan” dedi. Aldığı cevap ise “son durağa gelseydin neden iniyorsun?” oldu. Valla adama helal olsun genede birşey demedi. O lafı bana diyecekti ki karakolda alırdık soluğu. Zaten uyuz olmuşum. Neyse….
Daha sonrasında gişecisi olmayan yani yolcuların akpil basmak zorunda olduğu bir durağa geldik ve inenlerin arasından üç kişi araca bindiler. Şöför kişilere doğru “buraya gelip akpil basmadınız akpil basmanız lazım” diye 3 kere ve her seferinde sesini daha da yükselterek söylenmeye başladı. Arkadan bir ses ” tamam basıcaz acele etme” dedi. Tabiş ben bu esnada şöför kolduğunun hemen arkasındayım. Arka taraftan gelen adamı gördüm ve hemen tanıdım. Yolculara akpil bastıran metrobüs şöföründen sonra aracına binerek şöförü ile konuştuğum kişiydi. Yani metrobüs şöförü. Şimdi aralarında ki konuşmaya geleyim.
Aracı kullanan şöför adamı görünce ” ooo toprağım senmisin nasılsın” dedi. İyi hoş hal hatır sordular ve bol bol da 4 durak boyunca konuştular. E hani otobüs şöförü ile konuşmak yasaktı? Daha sonrasında 4 durak önce binen adam diğerlerinin kendisi ile birlikte olduğunu söyledi ve durakta indi. Akpil mi? Ne akpili? O akpili bizim gibi salaklar basıyor. Akıllı olupta devletin maşını haketmeden alanlar da yiyor.
Sözde İETT ücretsiz danışma hattı:
0800 211 60 68
08 Ekim 2009, 22:15
Bu yazımdan sonra beyaz masa ekiplerinden bir bayan benim ile telefondan tekrar görüşerek konu ile ilgili olarak detaylı bilgi sahibi olmak istediğini ve bunun için beyaz masa internet sitesinin forum sayfasından ulaşabileceğimi belirtti. Kendisine internetten konu ile ilgili olarak bilgi verdim. Bakalım daha neler olacak. Gelişmeleri buradan yazmaya devam edeceğim
Artık ben 60 yaşına gelince sorun çözüme ulaşır. Tabi o zaman uçan araçlar piyasaya çıktığı için metrobüs hatları ortadan kalkmış olur
sorunda böylelikle çözülür. Bu arada İETT hattı ile ilgili olarak size verdiğim telefon numaraları sadece sabit hatlarda çalışıyormuş. Yani GSM numaralarından aranamıyorlar.